28 Aralık 2009 Pazartesi

Posta Pulunun Damgası

Bir posta pulunun üzerindeki damganın kalınlığı ölçülebilir mi?
Sanırım günümüz teknik olanaklarını göz önüne alırsak mümkün.
Peki, bunun pratikte insana ne faydası var? Ne işine yarar?

Evrenin zamandaki yolculuğunun farkına varmamıza desem…

Şöyle ki,

Zaman elle tutulan bir kavram olmadığından algılanması zordur.
Hele de milyon yıllar içeren cümleler kuracaksak, bu algılama sınırlarımızı oldukça zorlar.
Bizim de o zaman yapmamız gereken bu ölçüyü, başka bir birime yatırmamız, taşımamız olacaktır.
Tanıdığımız gördüğümüz bir birime.
Metrik sistemde uzunluk ölçüsüne…

Artık bütün bilimsel çevrelerce kabul edilen ve zaten inanç sistemlerinde de bütün kitaplarda belli bir sembolizma ile yazılan o ilk an, ilk patlama, “ ol” dendiği andan, Galaksimiz Samanyolu’nun oluştuğu zamana kadar geçen süreyi metrik sistemde bildiğimiz bir boyuta oturtursak örneğin “Uludağ’ın yüksekliği” diyelim. (Uludağ’ın deniz seviyesinden tepe noktasına kadar olan yükseklik.)

Samanyolu’nun oluşumundan Güneş sistemi, gezegenler ve tabi Dünyamızın oluşumuna kadar geçen süre de metrik olarak Sultanahmet meydanındaki dikili taşın yüksekliğine yakın bir ölçü olacaktır.
Dünyanın oluşumundan yaşamın başlamasına kadar geçen süre de metrik olarak yeni metal 1TLnın kalınlığı kadar olacaktır.
Yaşamın başlangıcından modern insana kadar geçen süre “söz konusu olan bütün canlı hayatın evrimidir” bu yeni liranın üzerine konacak olan bir posta pulunun kalınlığı olacaktır.

Bakın nerelere geldik
İşte o pulun üzerindeki damganın kalınlığı bir insan ömrünün göreceli olarak “metrik” karşılığıdır örneğimizde.

Gelelim eskilerin deyimiyle “kıssadan hisseye”.

“Uludağ’ın heybeti yanında pulun damgası nedir ki?” diyeceksiniz.
O pulun damgası biziz, sizlersiniz.
O damgalar üst üste ekleniyor da pulun kalınlığı oluyor.
O damgalar evrimleşiyor da bir hücre ile başlayan yaşam ilerliyor bize “insana“ ulaşıyor.
Konuyu biraz daha açalım ve deşelim.

Bu kadar geniş bir açıdan tüm evrene bakınca şunu diyebilir miyiz?

“Bir insan ömrü, bir damganın kalınlığı olarak önemsiz olabilir ama biz bu evrim sürecinin bir halkasıyız. Bu nedenle;
Birey olarak anlamasak, algılayamasak da belli bir hakikate doğru gidiş vardır ve evrim devam etmektedir.”“

Bence deriz.
Hatta şunu da eklemek hiç yanlış olmaz.
Evrimdeki atlamaları, aşamaları bu zamana kadar güçlü olanlar kazandı.
Artık değişti.
Evrimin bundan sonraki aşamasına güçlü olan değil bilinçli olan, aklını dirayetle, kararlılıkla “hikmetle” kullanan geçecek.

Evrimin bu aşamaları yeni nesillerle yani yeni doğanlarla genler ve birebir bilgi aktarımı ile olacaktır gen aktarımına erkek ve kadınların katkısı eşittir ancak 0-3 yaş arası bilgi ve bilinç aktarımı için en önemli yaş olduğu bilimsel olarak da kanıtlanmıştır.
Bu noktada ortalamalara bakınca da kadınlar erkeklere oranla bu süreçte çocuklarıyla daha yoğun olarak birliktedir.
Diyeceğim o ki.
Hanımlar…
Dostlarım
Her konuda bilinçli davranın, aklınız her işinizde, her adımınızda yolunuzu aydınlatan nur olsun.
Siz öncelikle çocuklarınıza doğru düşünmeyi aktarın ki kadına, kendi eril iktidarları için gem vurmaya çalışan erkeklere ve onlara “maalesef” uyan kadınlara engel olun.
Aklıyla hareket eden bilinçli erkekler de her zaman yanınızdadır. Bundan şüpheniz olmasın.

Bir pulun damgasından nereye geldik.

Sevgiyle.
Murat Bakış.


08.Mart.2009
Fındıklı

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder