8 Ekim 2010 Cuma

YOL


Biliyor musun?
Yollara düşsem diyorum,
Taşıyabileceğim kadar mal, erzak, ne gerek varsa fazlasına.
Derler ya ” bir hırka, bir çıkın, bir çarık “ hani o kadar.

Uğrasam sırasıyla eski dostlara,
Kudüs’te Tapınağın kalanına, Süleyman’dan.
Oradan geçsem Gizza’ya, Kofu da anıları tazelemeye,

Santorini'de gün batımı Bach eşliğinde, kesinlikle bir kadeh şarapla.
Rodos’un dar sokaklarında lavta sesleri, eski kardeşlerden kalan taş binalarda,

Ver elin Malta, yeğeni ziyarete.
Büyümüştür görmeyeli, var belki iki yüz sene.


Biliyor musun?
Bundan on yıl sonra belki yirmi, çoluk çocuğa karıştığında diyeceksin,
“keşke ben de gitseydim o gün” muhtemelen kocanla didiştikten sonra,

Böyledir hayatın cilvesi, böyle zamanlarda karar verebimektir,
Anlatabilmektir yaşayacaklarını, cesur kararlardan sonra.
Belki on sene, belki yirmi.

Haydi! Ne duruyorsun?
Tut elimi yol uzun, hikâye bol,
Al çıkınını





4 Haziran 2006
Fındıklı

1 yorum: